Make your own free website on Tripod.com

Egitim Fakültesi 2006-2007 egitim-ögretim Yili iLkokuma ve Yazma Ogretimi dersi

ilkokumayazma Ogretiminde ogrenme Sorunlari olan cocuklar
Ana Sayfa
Egitim
ilkokumayazma ogretiminde ogretmen Gorusleri
Gagnenin Ogretim modeli
Tam ogrenme Kurami
Turkcenin temel becerileri&ilkokumayazma ogretimi
ogretimYontemleri
Yeni Türkçe Programi
Ogrenme&ogretme Teknikleri
ilkokumayazma Ogretiminde ogrenme Sorunlari olan cocuklar
Ses Temelli Cümle Yöntemi Uygulamalari

Konuyu Anlatanlar: Derya Kızılkaya, Deniz Şencan , Dilek Harem, Sezin İşcan

 

İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE ÖĞRENME SORUNLARI OLAN ÇOCUKLAR

İlk Okuma-Yazma Öğretiminde Öğretmenin Çözüm Bulacağı Sorunlar


  1. Normal sınıflarda öğrencilerin öğrenme düzeyi farkından doğan sorunlar

  2. Türkiye’de yaygın olarak uygulanan birleştirilmiş sınıf uygulamasından doğan sorunlar

  3. Önemli dil sorunu ile okula gelen çocuklardan doğan sorunlar


Normal Sınıflarda Karşılaşılan Öğretim Sorunları


Normal sınıflarda karşılaşılan öğretim sorunları büyük ölçüde çocuğun bireysel farklılıklarına dayanan ve başarı düzeyinde büyük ölçülerde farklılaşmalara neden olan sorunlardır. Bu farklılıklar, çocuğun yetenek farklarından olabileceği gibi aile çevresinden okul öncesi yaşantılarından, çocuğun çevresiyle uyum sorunlarından ileri gelebilir. Bu nedenle öğretmenin büyük ölçüde ilkokuma-yazma öğretimini bireyselleştiren bir öğretim uygulamasının içerisine girmenin gerekliliği söz konusu olmalıdır.





İlkokuma Yazma Öğretiminde Bireysel Farklılıkların Önemi


İlkokuma yazma öğrenmeye yeni başlayan birinci sınıf öğrencilerinin hepsinden aynı düzeyde başarılı olmalarını beklemek olanaksızdır.

Öğretim yılını herhangi bir aşamasında bir grup öğrenci ile cümle tanıma evresi sürerken bir grup öğrenci ile sözcük tanıma çalışmaları diğerleriyle hece tanımı ve seslerin bireşimlerinden oluşan yeni sözcük ve cümle yapıları, bir diğer hızlı gelişme gösteren grupla alfabe kitaplarında serbest metin çalışmaları yapılıyor olabilir.

Öğretmen gruplar içerisinde her öğrencinin bireysel özelliklerine ve hızına uygun özel bir öğretim vermek durumundadır. Amaç hiçbir öğrenciyi ihmal etmemek herkesi yeteneğinin elverdiği sınırlar içerisinde gelişebildiği noktaya kadar taşımak olmalıdır.


İlkokuma-Yazma Öğretiminde Başarıyı Etkileyen Faktörler


  1. Öğrencinin özgeçmişi

  2. Öğrencinin bireysel özellikleri


  1. Öğrencinin Özgeçmişi


Yapılan araştırmalar öğrencinin okul öncesi eğitim ortamının ilkokuma-yazma öğrenmede etkili bir faktör olduğunu göstermektedir. Okul öncesi aile ortamında okuma geleneği olan aile ortamından gelen çocuklar, okul öncesinde okuma-yazma deneyimi olan çocuklar, okul öncesi ortamlardan öykü vb. metinler dinleyerek gelen çocuklar, resimli ve tahmin edilebilir kitaplarla okuma deneyimi kazanmış çocuklar ve okul öncesi ortamlardan sözcük dağarcığı zenginleşerek gelen çocukların ilkokuma yazma öğretiminde başarılı olduğunu göstermektedir.


  1. Öğrencinin Bireysel Özellikleri


Öğrencinin zeka düzeyi ilkokuma yazma çalışmalarını etkileyen önemli bir faktördür. M. Lourenço Filho, öğrencilerin zeka düzeylerinin ilkokuma yazma öğrenmede önemli farkların oluşmasına neden olduğunu görerek, okuma öğrenmede gerekli olan bazı yetenekleri ölçen testler hazırladı. Bu testlerden elde edilen ölçme sonuçlarına göre sınıftaki öğrencilerden üç yetenek grubu oluşturdu. Her grubun yetenek özelliklerini ve öğrenme hızlarına uygun bir öğretme öğrenme stratejisi uyguladı. Öğretim yılı sonunda öğrencilerin %80 i bir üst sınıfa geçme başarısı gösterdi. Bu uygulamadan vazgeçildiğinde başarı %50 ye düştü.

Bu uygulama ilkokuma yazma öğretiminde öğrencilerin bireysel farklılıkları dikkate alınarak kendi hızlarına uygun bir öğretme öğrenme etkinliğinin planlanıp yürütülmesinin gereğini ortaya koymaktadır. Bunu başarmanın en etkili yolu da öğrencileri öğretim uygulamaları sırasında öğretmenin tanıması ve birbirine yakın düzeydeki öğrencilerin gruplanarak düzey kümelerinin oluşturulmasıdır.


İlkokuma Yazma Öğrenmede Başarısız Öğrenciler İçin Yapılması Gerekenler


  1. Ailelerle görüşme

  2. Öğretmene güven

  3. Düzey kümeleriyle çalışma


  1. Ailelerle Görüşme


  • Başarısızlığın nedenleri araştırılmalı, ailelerle işbirliği yapılarak sorunun aşılması kadar çocuğun ruh sağlığının bozulmaması da oldukça önemlidir.

  • Eğer aileler cahilse başarısızlık sonucunda çocuğa gereksiz yüklenme yapabilirler. Bu da çocukta kişilik bozukluğuna dolayısıyla özgüveni ve akademik benlik tasarımını olumsuz etkiler.

  • Aileyle görüşüp çocuğun gerilimleri giderilmeli, çocuğun gelişim özelliğine ve öğrenme hızına uygun bireyselleştirilmiş öğretim stratejisi izlenmelidir.


  1. Öğretmene Güven


  • Öğrencilere öğretmenlerine güvenmeleri gerektiği fikrinin aşılanması gerekir.

Öncelikle öğretmen başarısız olan çocuğu her fırsatta sevdiğini belli etmelidir. Çocuğa himayeye muhtaç durumundan çok başarılı olacak güçte olduğu öğretmenin davranışlarıyla hissettirilmelidir.

  • Çocuğun küçük başarıları öne çıkarılmalıdır. Başarısızlıkları abartılmadan gerekli yardım sunularak başarması sağlanmalıdır.

Başarıları kendinden üstün çocuklarla kıyaslanmamalıdır.

Şimdi yaptıkları daha iyiyse ödüllendirilmeli, başarı zevki tattırılmalı, ilerlemesine olanak sağlanmalıdır.


  1. Düzey Kümeleriyle Çalışma


Düzey kümeleri: öğrencilerin belirli etkinlikler ya da amaçlar doğrultusunda ders içinde düzeylerine göre alt kümelere ayrılmasıdır.

  • Öğrenciler arasındaki bireysel ayrılıklar öğrenme düzeylerinde farkları ortaya çıkaracaktır. Bu beklenen durum karşısında ortak gruplara ayrılan aynı seviyedeki öğrencilerle daha fazla ilgilenilmesi gerekir.


Öğretmen öğrencileri 3 kümede toplayabilir:


  • Başarı durumu sınıf ortalamasının üzerindeki öğrenciler.

  • Başarı durumu sınıf ortalamasındaki öğrenciler.

  • Başarı durumu sınıf ortalamasının altındaki öğrenciler.



Düzey kümeleriyle çalışırken öğretmen;


İlkokuma yazma öğretimini, ortalama öğrenci çoğunluğu, öngörülen hedef ve davranışları kazanacak şekilde düzenlemelidir.

Ortalamanın üzerindeki çocuklar zenginleştirilmiş okuma programları uygulanmalı, ek okuma materyalleri üzerinde gerekirse bireysel çalışmalarına olanak sağlanmalıdır.

Ortalamanın altında olan çocuklarla da gelişmelerine olanak sağlayacak uygulamalar yapılmalıdır.

Oluşturulan bu düzey kümelerinin içinde de bireysel farklılıklar gösteren öğrenciler vardır. Öğretmen öğrencilerle de bireysel olarak ilgilenmelidir.


Düzey kümeleriyle çalışırken öğretmen bazı tepkilerle karşılaşabilir:


  • Öğrenciden gelen tepkiler.

  • Velilerden gelen tepkiler.

Öğretmen mesleki bilgisi ve öğrenciye karşı tutumuyla bu durumu rahat bir şekilde aşabilir.

Birleştirilmiş Sınıflarda İlkokuma Yazma Öğretimi

Birleştirilmiş sınıf uygulamaları,öğretmen bir başka sınıfın dersleriyle ilgilenirken aynı derslikte bulunan diğer sınıfa ait öğrencilerin kendi kendilerine ödevli çalışmalarını gerektirir.



Bu durumun aşılabilmesi için yapılması gerekenler


  • Öğretmensiz geçecek saatler iyi planlanmalı,öğretmen diğer sınıflarla ders yaparken kendi kendine çalışan birinci sınıfları izlemeli ve elverdiği ölçüde öğrencilere anında yardım sunabilmelidir.

  • İlkokuma yazma öğretme-öğrenme etkinliklerinden yazma,çizmeyi öğrenciler kendi kendine yaparlar.

  • öğrencilerin kendi kendilerine yapmaları gereken tekrar çalışmaları da vardır. Bu durumda birinci sınıf öğrencileri kendi kendine çalışabilme ve çevreyi rahatsız etmeme konusunda eğitilmelidir.

  • Cümle döneminde cümlelerin, kum masasında, fasulyelerle sıra üzerinde, kalemle defterine yazılırken, cümle çözümleme döneminde, eksik bırakılan cümlelerin tamamlanması, sözcük döneminde eksik bırakılan sözcüklerin tamamlanması, verilen sözcüklerden yeni cümleler ve metinlerin kurulması, yine verilen bir grup heceden yeni sözcük ve metinlerin kurulması şeklindeki çalışmalar çocukların kendi kendine çalışma saatlerinde yapılabilir.

  • Öğretmensiz geçen saatlerde yapılan etkinlikler öğretmen tarafından mutlaka incelenerek gerekli düzeltmeler yapılmalıdır.




Yeterli Düzeyde Türkçe Bilmeyen Öğrencilerle İlkokuma Yazma Öğretimi


Türkiye’de, Türkçe’yi yeterli düzeyde kullanamayan, önemli telaffuz bozuklukları ve mahalli şive bozukluklarıyla okula başlayan çocuklar olduğu gibi Türkçe’yi hiç öğrenmeden okula başlayan çocuklarda vardır. Bu konuda iki görüş tartışılmaktadır:

  • Okuma yazmayı öğretebilmek için öğrencileri yeterli düzeyde Türkçe öğrenmeleri

  • Öğretime normal sınıflardaki gibi başlamak

doğru olan ikinci görüştür. Öğretmenin öğretimin ilk günlerinden itibaren, Türkçe’yi normal ölçüler içinde konuşan öğrencilerin sınıfında yapılması gerekiyorsa, bu tür öğrencilerin bulunduğu sınıflarda da aynı çalışmaları yapması gerekir.


Bu tür öğrencilerin bulunduğu sınıflarda yapılması gerekenler


  • Konuşma ile okuma yazma öğretimi birlikte yürütülmelidir.

  • Öğretmen Türkçe’yi sürekli ve doğru konuşarak, öğrencilere örnek olmalıdır.

  • Sınıfta Türkçe’yi iyi bilen öğrencilerden de yararlanılmalıdır.

  • Çeşitli yollarla, fişlerdeki cümlelerin anlamı kavratılırken, bir yandan da okunması ve yazılması öğretilmelidir.

  • Türkçe’nin yeterince konuşulmadığı sınıflarda, öğretmen gerekli görürse,diğer fişlere ek olarak, “Kapıyı aç. Tahtayı sil. Buraya gel. Zili çal. Bana kalem ver.”gibi eyleme elverişli kısa cümleler düzenlemeli, bunların büyük ve küçük fişini hazırlamalı ve öğretmelidir.

  • Sınıfta, bahçede, sokakta bu öğrencilerin başarıları her zaman takdir edilmeli, bu karşın Türkçe’yi yeterli düzeyde konuşamadıklarında asla eleştirilmemelidirler.

 


ÖĞRETMENLERLE YAPILAN SORUNLU ÇOCUKLAR HAKKINDAKİ DEĞERLENDİRME



Ailenin mutluluğu, düzenli beslenme ve sağlıklı gelişim erken okuma ve yazmayı getirir.

Çocukta öğrenme bozuklukları varsa, geç öğreniyorsa öğretmen aileyle iletişim kurup problem olup olmadığını, anne - baba ayrı mı, şiddet uygulanıyor mu gibi sorunları öğrenir. Beraberce sorunlar çözülmeye çalışılır ama genelde çözülemez olan çocuğa olur.

Yeni sistem uygulanmaya başlandığında “bitişik el yazısı yazabilirler mi?” kaygısı taşınmış ama öğrenciler çok düzgün yazabilmiş hatta büyük sınıfların yazamayacakları yazı karakterlerine ulaşmışlardır.

Okuma yazma öğrenmede, hece kurmada sorunlar çıkmış, heceleri yanlış kurmuşlardır. Örneğin “yaşa” kelimesinde heceleri yaş-a olarak okumuşlar, öğretmenler de bu sorunu eski tecrübelerinden yararlanarak çözmüşlerdir. Önce Kelimeyi söyletip sonra hecelere bölmeyi uygulatmış, bu çalışma yapılmadığında öğrencilerde diksiyon bozuklukları ortaya çıkmıştır.








DÜZEY KÜMELERİYLE ÇALIŞMADA ÖĞRETMEN;



Sınıfı öğrencilere belli etmeden kendi zihninde kümelere ayırıyor. Çabuk okuyanlar, geç okuyanlar kümesi diye ayırıp değerlendirmiyor. Eğer tersi olursa çocuklar kendilerini ezik hissediyor ve çocukların performansı iyice düşüyor. Ders içinde de onları gözleyip her çocuğun seviyesine göre öğretmen kitaplar dağıtıyor.


 

Enter supporting content here